Gençlik Yıllarım
Sizlerle paylaşacak okadar çok anılarım varki,hangisini anlatayım veya neresinden başlayayım diye düşünürken, aklıma içine tiyatroyu da alan müzik ve taklit yani işin şov kısmı geldi.Sıralama yapmadan aklıma geldiği gibi anlatacağım,olan fotofraflarla süslüyeceğim ve ben de geçmişi yaaşayacağım.
Babamın memuriyeti dolayısıyla tahsil hayatımı güzelim BALIKESİRDE BAŞLADI ve orada bitti. İlk okulu tarihi değeri olan NAMIK KEMAL ilk okulunda okudun. l940 lı yıllarda birde MİTHAP PAŞA ilk okulu vardı.o tarihle harp yılları ve fakirlik,yoksullukların diz boyu olduğu yıllardı.Bizim okulumuz fakirlerin diğer ilk okul da zengin çocuklarının gittiği okul olarak yerleşmişti.Babamın evimizi nasıl geçindirdiğini hatırladıkça bizler için nasıl mücadele ettiğini haırladıkça Sevgili anama ve babama saygı duyuyor ve o eli öpülesi insanları rahmetle anıyorum.
O yıllarda tıbbın dahi çaresiz kaldığı ve hastalıkların temeli olan verem,zatürriye ve sıtma gibi tedavisi kısıtlı imkanlarla yapılabilen ve zaman zaman sokakların hatta mahallelerin karantinaya alındığı yılları hatırladıkça bu günün neslinin nekadar şanslı olduğunu anmamak olmuyor.
Sevgili anacığımın kendi imkanları ile öğrenip zaman zaman çaldığı bir udu vardı. Komşularımız arasında misafiriklere gidildiğinde keman,ud, darbuka çalan dostların bulunduğu mecliste ben de öğrendiğim şarkıları seslendirir ve müzik bilgimi radyodan dinlediğim şarkılardan alırdım.Seslendirdiğim şarkıları kusursuz söylerdim.Babam çok aydın fikirli ve mükemmel bir insandı. Ben okula devam ederken hafta sonları ve bazı akşamları Türk musiki cemiyetine devam eder ve oraki hocalarımdan usul ve solfej dersler alırdım.Çünkü müziği çok seviyordum. Halka açık koser vemek üzere cemiyette çalışmalar yaptığımız dönemlerde Halk evinin tiyatro salonunda davetliler huzurunda ilk defa mikrofon karşısında (TUTİ MUCİZEYİ) seselendirdiğimde sahnenin tozunu yuttuğumu ve halkevi eğitim ve tiyatro provaları için gittiğimi ve sahnenin kokusunu çekmeden rahat edemiyeceğimi çok iyi hatırlıyorum. Ben eğitimsiz,bilgisiz bir çocuk olduğum için ayak işlerini yapyor,getir götürde çalışıyor ve sadece sahnenin perdesini açıp kapatıyordum. Bütün provaları takipettiğim için hemen heem oynanan bütün piyesleri biliyor,ve acaba sahnede ben de oynayabirmiyim diye haayaller kuruyordum. Bu arada Sanat okuluna devam ediyor ve okulunda sevilen talebeleri arasında yer alıyordum. Halk evi bana cemiyete karışmayı,insan ilişkilerini ve her yeniliği takip etmeyi öğretti.Bu arada okul,musiki cemiyeti,ve halk evi benim tutkum olmuştu. Halk evinde halka açık temsillerin en önemlisi İSTANBUL EFENDİ operinin son provaları yapılıyordu.Oyuncuların arasında cirit atıyor ve hepsiyle konuşuyor ve acaba ben de bir gün sahneye çıkabilecekmiyim diye herkeze soruyordum.Beklemediğim bir anda,Piyesin ikinci gününde rejisörümüz bana “HADİ BAKALIM PERDE AÇILINCA SAHNEDESİN VE DÜKKANLARIN ÖNÜNÜ SÜPÜRÜP HERKEZE HAYIRLI İŞLER DİYECEKSİN.” dedi.O ana kadar herşeyi bilen ve herşeyi yapabileceğimi zanneden ben, sahneye çıktım. Meğer nekadar mukaddes bir yermiş orası. nerede olduğumu, ne yaptığımı ve nasıl dolaştığımı ve sorulan hiç bir soruya cevap veremediğmi bu günkü gibi hatırlıyorum. Sahnenden ayrılınca bülbül kesildim. İşte o andan sonra okul piyeslerinde,sahnenin ve okul sahnelerinin değişmeyen aktörü olacaktım.
Balıkesirde Lise,Ticaret lisesi ve Erkek Sanat Enstitüsü vardı. Ve Güzel sanatlar dalında okullar arasında ciddi bir rekabet ve yarış vardı. Ben çok iddialı olarak,Mollyerin SEVDA HEKİM piyesinde dadıyı, Baltacıoğlunu AKIL TACİRİ oyununda Akıl tacirini,Hababam sınıfı türündeki okul piyesinde başarılı baş rol oyununu haftalarca oynadım.Balıkesirde iki günlük gazete vardı. TÜRKDİLİ VE BALIKESİR POSTASI her ikisinde de hakkımda eleştiriler,tenkitler ve övgüler yazılırdı. Şimdiki sahne şovları gibi ben de o yıllarda bütütn sanatçıların taklitlerini yapar ve zamanın büyüklerinin yakaladığım komik taraflarını sahnede yapar ve büyük alkış alırdım
Çocukluğum.İstanbul ve Bandırmada,Okula başlamam ve okul hayatımın bitimi ve ilk iş hayatım Hava kuvvetleri olarak 1953 yılına kadar Balıkesirde geçti.
Hatıralarımı kurcaladığım zaman, Balıkesirin mahalleleri,hatıralarla dolu saat kulesi,Taşmektep diye anılan Balıkesir lisesi,Ticaret isesi,Kız Sanat okulu,Postahane binası Zağnos Paşa camii ve çerçiciler çarşısı Milli Kuvvetler caddesi,Tren istasyonu, Parkı,ve inşaatında çalıştığım Balıkedir stayomu ve Ordu Evleri.Lokaller ve çay bahçeleri.,Hatıralarımın büyük bölümünü içine alan Şehir sinaması ve Turneye gelen Devlet Tiyatrosu,İstanbul Darbibedeyi dediğimiz Tiyatroları ve Çok değerli ve çoğu rahmetli olan FERDİ TAYFUR,BEDİA MUVAHHİT,RAŞİT RIZA ZOBU,VE Birçok sanatçı topluluklarının konakladıkları Şehir otelinde onları ziratlerim tanışmam ve sanatla ilgili bilgi almam ve onlar gibi olmam için neler yapabileceğimi danışmam hayatıma kazınan konuşmaları unutamam. Bir konuşmamızda bende tiyatrocu olacağım dediğimde, Rahmetli BEDİA Muvahhit ve Vazfi rıza Zobu’nun şu sözlerini hatırlıyorumda günlüğümde doğruluyor.”Evladım,bizler alaylıyız,sen bizler gibi olma artık bu mesliğin okulları var sen oralara git ve mektepli olarak başla” Onlarla sahnede sanatcı olarak izlemek ve daha sonra da o zamanın imkanları ile kendilerinin hazırladığı otel odalarında kahvaltıda sohbet etmek unutulamayacak anılarımdır.(DEVAM EDECEĞİM.)

