SEVGİLİ DOSTLARIM; Biliyorsunuz ben segili eşim Sulbiye ile birlikte, 2006 yılından beri Güzel İzmirin Güzelbahçe ilçesine bağlı Kocadağ eteklerinde inşa edilmiş birbirinin görüntü ve manzarasını kesmeyen her biri müstakil irirli ufaklı 3 tip değişik büyüklükte villa adı verilen ve ikiz evlerde birinde oturuyoruz.Arazi,Çam ağaçları içinde tertemiz havası olan,içinde yüzme havuzu,kafateryası, bol miktarda yeşil alanı olan 197 müstakil haneli evlerden kururlu ve DADAŞ KENT VİLLALARI adı verilen yerleşim alanıdır.
Site yapılışından itibaren içine kapalı kalmayı yeğlemiş,dışa açılmamamış ve kendisini ifade edemediği için hala başta toplu taşıma eksikliği dahil,sakinlerin çoğu yatırırm amaçlı ev sahibi oldukları ve yeterince buraya önem verilmediği için.
Ulaşım,iletişim başta olmak üzere birçok eksikleri olduğu için halen yeni yerleşim alanı olarak görülüyor.Ancak bu eksikler elbet fark edilecek ve arana bölgeler arasına gireceği bir gerçek.İşte o zama n bugüngü huzuzr ve rahatı çok ararız gibime geliyor bana..
Birçok dostlarıma göre olumsuz gibi görünen bu güzelim mekanımda bakın nelerim var. Yukarıda gördüğünüz evimin dıştan,balkonundan ve sizlere hayalinizde bile olsa ikramda bulunduğum gerçel organik,sebzelerin en güzelleri olan,salatalık ve domatesleri,acısı,tatlısı,dolmalığı ve çeşitli sivri biberleri ile bahçemin meyva yetişen bölümü.
Şeftali,Kayısı,Kiraz, ve vişne dahil,çeşitli limon mandalin ve portakal çeşitlerinin yanında duble zeytinlerimi üretmenin,bahçelerimin bakımının ve bu güzel sebze ve meyveleri dallarından koparıp sofranıza sunumun güzelliğini yaşıyor ve sanırırm ihtiyar delikanlılığımın tadını çıkarıyorum.Bu arada resimlerin aarasında gördüğünüz havuz,ve kafetrye sitemize aittir.İşte böyle sevgili dostlarım. Bu güzellikleri sizlerle paylaşmak bana gerçekten gurur veriyor.
ALLAHA DUALAR EDİYORUM. ÖMRÜMÜZÜN BU SONBAHARINI HUZUR İÇİNDE GEÇİRMEYİ NASİP EDER BİZE İNŞAALLAH.
Ben mutluyum.Huzurluyum.Ve de çok emniyetli bir mekanda oturduğuma inanıyorum.Görmenizi tavsiye ederim.Sizlerin hayal edemeyeceğiniz güzellikler var burada.
Bu bölümde sizlere kendi elimle ve Alaeddin usulü yemeklerimden topluca resimli bir demet sunuyorum.
Amacım yaptığım bu zevkli yemeklerin tarifleri değil de sunumu ve göz zevkinize hitap edecek ve sizleri acıktıracak biçimde olmasıdır.
Mesela;
Çorbalar,ağırlıklı olarak,pirinç,tel ve arpa şehriye,mantı ve çorbası ve diğer çeşitler de ise Bamye yemeği,nohut,kuru fasulye yemekleri ve yanında yaprak sarması,lahana dolması ilaveten, yalancı çiğ köfte ve bunun yanında çoban ve yeşil salata çeşitleri,Kuzu tandır ve tereyağlı pirinç pilavı hepsi ağzınıza olarak düşünülmüştür.
Özellikle Ramazan iftar sofrası olarak sunumunu yaptığım masa üzeri menü fevkalade güzel bir sunumdur.
Fırında yemek çeşitleri olarak, Fırında tavuk pirzola,sebzeli kuzu kebap,fırında tandır, ve en önemlisi de İzmir’in meşhur ÇİPURA ve LEVREK balıklarının fırında ızgarası ağzınızın suyunu akıtacak biçimde düşünülmüştür.
Bütün bu serpiştirme ve fazlası ise portföyümde muhafaza edilmektedir.
Sevgili dostlar, o kadar bence güzel yemek ve kahvaltı çeşitleri var ki, bunlar arasında unuttuklarım oluyor.Mesela sunumda sizlere ikram ettiğim kahvaltı çeşitleri arasında,bilhassa tavsiye edebileceğim, Domates ve acı sivri biberle marine edilmiş tereyağlı sucuk, ayrıca piknikleri aratmayacak ızgara köfte,közlenmiş sivri biber ve domatesli kızarmış ekmekten oluşan kahvaltıyı dilediğiniz öğünde yiyebilirsiniz.Sizleri çok seviyorum.Bu ikramlarım benim hobi olarak seçtiğim sonra da vazgeçemiyeceğim sevdam haline gelen mutfak ve yemek yapma aşkı ile bnirleşince inanın tarif edemiyeceğim bir lezzet meydana getiriyor.
Balık, biliyorsunuz deniz mahsullerinin vazgeçilmezi ve hepimizin yöresel farkları gözetmeksizin softalarımızdan hiç eksik olmayan baş yemeğidir.Ülkemizin üç tarafı denizlerle çevrili olması ve her bölgenin balıkları olduğu gibi benim de sizlere İzmirin vazgeçilmezler arasında ilk sıraya oturan LEVREK VE ÇİPURA Balıklarının türlü pişirme yöntemlerinden biri olan fırında resimlerde gördüğünüz imrendirici şekle nasılgeldiğini ve salata eşliğinde sizlere ikramımı anlatacağım.
Ben yemeklerimi kendimize göre ve bizim damak zevgimize göre yaptığım için,sevgili eşim Sulbiye çipurayı bese Levrek balığını daha çok severim.Onun için fırırnda bu ikisi ve her ikisi için de ayrı olmak üzere Çoban salatası ve rokası dahil yeşil salata var menümüzde.
FIRINDA BALIK: Çipura ve Levrek balıklarını pulları kazınmak sureyile ayıklar ortalarından ayırırm(Bezen de filota yaparım). İsteğe göre kuru soğanı salata soğanı biçinde doğrar,tuzla öldürür ve balıkların içlerine doldurur,en az iki saat buzdolabında bekletirirm.
Fırın tepsisine fırın kağıdı üzerine soğanlarında arındırılmış balıkları resimde görüldüğü gibi dizerim. Balıkkların altını ve üstünü fırça ile yağlarım. 180 derece kızmış fırırnın içine tepsileri yerleştirim.Kontrolum altına 15-20n-dakika ,yani balıkların üstü kızarıncaya kadar pişiririm.
Balıklar fırında iken salataları hazırlarım. Hepimizin salata yapma usulleri farklı olsa da damak tadına göre salata yapmayı çok severim.Şöyleki:
ÇOBAN SALATASI: Özellikle kuru soğanla yapılır.Soğanları salata soğanı şeklinde doğrar,tuzla oğarım ve fakat suyunu dökmem ve soğanı yıkamam. Üzerine Küp şeklinde domates,sivri biber doğrar ve hepsini birbirine geçecek şekilde ezmeden ellerimle karıştırırm. Üzerine taze maydanoz,nane ve(arzuya göre) dere otu koyar ve demlenmesi için en az onbeş dakika bekletirim. Sos olarak sızma seytinyağı ve özellikle üzüm sirkesini çırptıktan sonra salatanın üzerine gezdirerek dökerim.(Çoban salatasının olmazsa olmazı,SİRKE dir. Limon konulmaz.(Tercih meselesi)
YEŞİL SALATA: K ıvırcık salata(Marul da olur ama esası kıvırcıktır.)Güzelce yıkanır , suyun içinde üzerine salataya göre yeterincer sirke konur ve tasın içinde bir müddet bekletirim. Roka veya tere koyacaksam ayni sirkeli suda bekletirim.Yeşil soğan kırmızı turp ve kırmızı kuru soğanı da ayıklar ve yıkanmış olarak bekletirim.
Derince salata tabağına kıvırcıkları ister elle, ister bıçakla doğrarım.Roka ve tereyi de birlikte karıştırır,üzerilerine doğranmış yeşil soğan ilave eder ve hepsini ezilmeden birlikte harmanlarım.Salat tabağına koyar üzerine ince kıyılmş kırmızı turp ve onunda etrafına halkalar halinde doğranmış kırımız soğanı göz zevkini ve iştah açıcı şekiyle süslerim.
Sos olarak sızma zeytin yağı,limon veya elma sirkesi ve yeterince tuzu birlikte başka bir kapta çırparım.Salatanın üzerine gezdirir ve zevkinize uygun hazırlanmış masaya güzelce sıralar ve ortaya da fırındaki balıkları tepsisi ile birlikte masaya koyarım. Her nekadar çatal ve bıçak eşliğinde yemenizi istesem de ben olsam,servis takımlarını bir tarafa bırakır ellerimle balık ve salatayı büyük bir zevkle yerim.(Benim tavsiyemdir.)
Üzerine en güzel tatlı ise tahin helvası veya itina ile hazırlanmış tahin pekmezdir.
Eviniziin en güzel köşesini seçin veya kahvaltınızı hayal edin.
Semaveriniz veya bu güzelliği hayal edeceğiniz çay setinize güzelce çayınızı demleyin.Kahvaltı masanızı hazırlayın ve yiyeceklerinizi hazırlamaya başlayın.
MESELA: alaeddin usulü sahanda sucuk:
Sahana sıvı yağ ile tereyağı koyun kısık ateşte üzerine acı sivri biber ve domsatesi ekleyin birlikte marina edin.kızgın yağa ince dilimlenmiş sucuğu koyun ve bütün malzemelerin lezzeti birbirine geçinceye kadar, birlikte orta ateşte kaynamaya bırakın lezzetini yemeğe vereceğiniz sevginizi katın. Sıcak sahanı olduğu gibi masaya koyun.Taze ekmeği mis gibi kokan masadaki sote şeklindeki sucuğa batırıp iştahla yeyin.Bakın nekadar lezzetli olmuş ki,ağzınız sulandı.
AFİYET OLSUN
İKİNCİ KAHVALTI VE DE BEŞ ÇAYI MENÜSÜ
Bu kahvaltı veya beş çayı menüsü ile daha zevkli,sohbeti bol veya değişik ağız tadı zevkine ereceksiniz. İnanaın çok mutlu olacaksınız.
MESELA İSTERSENİZ BİRLİKTE ÇOK GÜZEL BİR ALAEDDİN USULÜ MENEMEN YAPALIM.
Yumurta dahil malzemeleri sıralamıyorum.Çünkü kaç kişilik yapacağınızı bilmiyorum ben de yönlerdirmek istemiyorum.
Ben kendi soframa göre yapacağım ve malzeme ile tarif ona göre.
BEN İKİ KİŞİLİK YAPACAĞIM VE MENEMENİ ÇOK SEVDİĞİMİZ İÇİN MALZEMEYİ BOL TUTTUM.
MALZEMELER: 3 büyük boy yumurta-sıvı yağ (tercihen sızma yağ-yeterince tereyağ 1 adet bulyon-acısına göre yeterince acı sivri biber-fazlaca kırmızı olmuş domates(Kışın salkım domatesi) (arzuya göre 1 adet kuru soğan) yarım demet maydanoz.
YAPILIŞI: Yumurta sahanı veya orta büyüklükte bir tava ve içine arzuya göre yeterince sıvı yağ ve tereyağ koyalım.Orta ateşli ocağın üzerinde kızgın yağa salata soğanı şeklinde doğradığımız soğanlar ı ve sırasıyla sivri biberleri ve ardından küp şekinde oldukça ufak doğranmış domatesleri birlikte sote edelim.arzuya göre bulyon veya tuz ekleyelim.Ocaktaki sote ettiğimiz ve de mis gibi kokan malzemenin üzerine , başka bir çukur kapta rengi tamamane sarı oluncaya kadar çırptığımız yumurtaları gezdirerek dökelim.Orta ateşte daire şeklinde karıştırarak yumura ve malzemelerin birbirine tamamen karıştırıp kıvamına geldiğine ve sevgimizi de kattığımıza emin olduğumuz menemenizi olduğu gibi tabaklara servis yapmadan masaya koyalım.Ve taze ekmeğimizi elimizle ortaya koyduğumuz sahan veya tavaya batıra batıra ağız tadıyla yeyiniz.Afiyet olsun.
ÜÇÜNCÜ MENÜMÜZ EKMEK ARASI IZGARA KÖFTE VE YOĞURT.
Sevgili dostlarım; Izgara köfteyi sevmeyenemiz yoktur.Hele kuyruk yağlı kömür ızgaranın üzerinde ve mis gibi etrafa yayılan ,kokusunu duyduğumuzda karnımız tok bile olsa ağzımız sulanır ve ekmek arasında yemeyi hayal eder veya hemen alıp yeriz.Sizi bilmem ama ben öyle yaparım.Birde köfteyi kendim yapmayı ve zevkine varıp hazırlamayı vede sizlere ikram etmeyi çok severim. Buyurun bakalım şimdi birlikte yapalım da resmini gördüğünüz ekmek arası ızgara köfteyi yiyelim.
MALZEMELERİ: 1) 500 gr tercihen dana gerdan eti ile orta yağlı kuzu eti
-büyükçe kuru soğan
-kuru veya iç ekmek
-köfte baharatı
-karabiber kırmızı pul biber-tuz
-maydanoz
1 adet yumurta
-az miktar sıvı yağ ve yeterince su.
Bu malzemelerin hepsini içeren hazır köfte harcı satılmakta.Ben onlarla da denedim gayette güzel oluyor.Tercih sizin.
BİRLİKTE HAZIRLAYIP,YAPALIM: Çukur bir kaba kıymayı koyalım,yayarak içine malzemeleri koyacak şekilde ortasını çukurca açalım.Sırasıyla rende yaptığımız soğanı,ekmeği(Kuru ise rende ıslak ise suyu sıkılarak) yumurtayı,yeteri miktarlarda baharatları ve kıyılmış maydonuzu koyalım.Yaklaşık beş dakika veya kıvamına gelinceye kadar yoğuralım bu arada sıvı yağ ve de kıvamına göre su ilave etmeyi unutmayalım.
Köftemizim harcı kıvamınan geldiğine emin olduğumuz da en az yarım saat buzdolabında bekletelim(Bu işlemi köfteleri yaptıktan sonra da yapabilirsiniz) Ben köfteleri yapmadan dinlendiririm.
Köfteleri yeterince büyüklükte hazırlar kızgın ızgaraya veya zgara tavasına dizer ve orta harlı ateşte devamlı alt üst yaparak kızarmasını bekler ve bu arada da domatesleri dörde bölüp,biberleri de bütün haliyle ızgarada kızartırım.
Hazırladığım sofraya dilimlemiş ekmeği veya ortası yarılmış ekmeği ızgara köftelerin üzerinde köftelerin yağları ile karışık vaziyette kızartırım ve köfteler arasına veya servis tabağında ekmeklerin üzerine köfteleri koyar ve servis yaparım.Yanında ayrıca güzel yoğurtla sizlere ikram ederim.
Sevgili dostlarım; Yemek merakım yıllar öncesine dayanır. Mutfak, benim tutkularım arasında beni dinlendiren ve kafama göre ziyafet sofrası hazırlayacağım mekandır. Mutfak gereçleri, özellikle bıçak türleri ayıramayacağım tutkumdur.
Mutfakta her yemek yapan mutfak meraklılarının yaptığı yemekleri dikkatlice dinler,tarifleri izler ve fakat yazmadığım gibi onlarınkini unutur,kendime göre ilavelerle yemek çeşitleri yaparım.Öğretmenim ve gurme’m sevgili eşim Sulbiştir. Damak tadına çok güvenirim.O pek beğenmese de bazen güzel olmuş,arasırada nefis olmuş demesine bayılırım.En çok kızdığı mutfağı dağıtışımdır.
Ben genelde Türk mutfağı çeşitlerini tercih ederim. Unuma ve de ağız tadına daha güzellikler verilmesi için değişik çeşniler pek katmam. Daha doğrusu “tabii” yemek lezzeti tercihimdir.
Ben yemek yapmaya karar verdiğimde kafamda tasarlar, planlar ve güzelleştirebileceğim malzemeleri kafamda yazarım. En önemlisi mutlaka aç karnına mutfağa girer ve yemeğe aşık olurum. En güzel aşk temaşası ile sözlerini konuşarak mutfakta çalışmaya başlarım. Mutfağa girdiğimde hiç kimseyi istemem, karıştırmam,ve de yemek çeşidi ne olursa olsun tadına tuzuna bakmadan pişirir,kotarır ve tabaklara servis yaparım.
Bu iş için yıllara dayalı tecrübem de öğretmenlerim,dikkatli olarak yapılan yemekleri yapanların melekeleri ile ölçüp kopya çekerim. Hiç bir yemek yapanların(Kimlikleri ne olursa olsun) yanında veya önünde yemek yapmadım.
YAPTIM, KOTARDIM , SERVİS YAPTIM.Biliyormusunuz yiyenler gerçekten çok beğendiler ve de beğenilerini ifade ettiler.Hala da söylerler.
Amacım yarışmak veya kendimi kanıtlamak değil.Hobi olarak algılayın ve de benim aşık olduğum gibi yapacağınız yemeğe aşık olun konuşun.Görün bak nasıl da güzel yemek yapmış olacaksınız.
MASA DÜZENİ
Çay servisi veya yemek servisi masalarım çok tabii.
Naturel, abartılı değil veya örnek alınarak yapılmış türden değil.
YEMEK ÇEŞİTLERİ VE TÜRLERİ
Ağırlıklı olarak,Ramazanda iftar sofraları başta olmak üzere öğle ve de akşam yemekleridir.Özüne sadık kalınarak yapılan,makarna,mantı,kızartma,tereyağlı plav çeşitleri(Domatesli,şehriyeli,sade,) Tandır( başlıca meziyetlerimdendir)
Kendi katkılarımla uydurma tabir edilen sabah kahvaltısında domatesli acılı sucuk,tereyağlı yumurta,tost çeşitleri,menemen ve aklıma gelen iaveleririmle hazırladığım kahvaltılarıma değecek yoktur.
Özellikle yemek isimlerinin başında “Alaeddin usulü” bulunmaktadır. Bu da yaptığım bütün yemeklerimin özüne dokunmadan damak tadını kendime göre vermemdendir.
Etli,kıymalı,veya soğanlı Kuru fasulyem ile nohut’umu tavsiye ederim.
Biz İzmir’ e 1998 yılında göç ettik. Sağlığımızı kazanmaya başladığımız yerlerde daha önceleri önem vermediğimiz sağlık sorunlarımız artarak çoğalmaya başladı. O tarihlerde Bozyaka – Buca SSK hastanelerinden yardım alabilmek için, bütün şartların zorluklarına rağmen Gece yarılarında kuyruklara girmek, Uzman doktorlarımızı mum’la aramak, sağlığımızı Ass. Dr. lara emanet etme ve tedavilerimizi devamlı değil de ilaçla yapmak (Tabii verilen ilaçları da SSK eczanelerinden alabilirseniz.) gibi mücadelemizde özellikle benim sağlık sorunlarımla ilgili mücadelemde, bize güven veren Bozyaka SSK hastanesi idi.
Ben kroner kalp rahatsızlığımda ambulansla Bozyaka Acile gertirildiğimde saatler süren tetkik neticesi servise yatırılmam acil anjio teşhisi konulması, havele ile özel hastanede anjio ve arkasında stent takılması işelerimin süratle takibi, tedavisi ve sonraki tedavi ve takiplerimdeki benim de cabalarımla yapılan muamele bizi bu hastanenin müdavimi yapmıştı.
Ta ki 2006 yılı şubat ayına kadar…
2006 yılı şubat ayında şimdiki ikametgahımız olan yeni yerleşim alanı Güzel Bahçeye bağlı hizmetini Urla dan alan KOCADAĞ ın eteklerine inşa edilmiş 197 müstakil irili ufaklı villa tipi evlerden kurulu DADAŞ KENT YAPI KOOPERATİFİNDEN aldığımız mütevazi evimizi kaba inşaattan oturulacak hale getirip taşındık.
SEVGİLİ DOSTLARIM: Çok önemli bir konuya açıklık getirmem lazım. Ben bu WEB sahifesini yapmaya karar verdiğimde olayların bu kadar genişleyeceğini düşünememiştim. Ancak gördüm ki, hastanemizin bütün servisleri ve doktorlarımız dahil çalışanları sanki ayırmış gibi olduğumu hissetmeye başladım ve son derece rahatsızlık duydum.
Oysa bütün sağlık teşkilatımızın birbirinden değerli kişilerden oluştuğunu biliyorum ve hepsine de ayrı ayrı saygı duyuyorum.
Benim bu sahifelerde yazdıklarım,bizlerin sağlık sorunlarımızla birebir ilgili sizler olduğunuz için samimi duygularımı onların üzerine yoğunlaştırdım.
Bizleri sağlıklı yaşatmak için değerli bilgilerini ortaya koyan, muayene eden, tedavi edecek bütün tıbbi olanakları kullanan ve sadece bizlerden bir hayır dua ile teşekkür bekleyen bu güzel sağlıkta uzman olan doktorlarımıza ve bütün çalışan sağlık personeline bütün kalbimle teşekkürü bir borç biliyorum.
Gönlüm o kadar çok şeyler istiyor ve bütün sağlık teşkilatını ayrı ayrı inceleyip yazmak ve sağlığımızda önemli rol üstlenen sizleri önce bir hasta olarak sonra da meraklı bir vatandaş olarak benim gibi düşünmeyenlere de örnek olması bakımından yazmak isterim. Tabii kısmet olursa.
Lütfen gönül koymayın,
Ne olur sevgili dostlarım sizlerde benim yaptığımı yapın ve teşekkür edin..
Eminim yapıyorsunuzdur, en azından deneyin.
GÖRECEKSİNİZ ÇOK MUTLU VE BAHTİYAR OLACAKSINIZ.
Yüce Atamızın dediği gibi;
“BENİ TÜRK DOKTORLARINA EMANET EDİN” cümlesi ile huzurlarınızda saygıyla eğilirim Efendim.
İZLEYİN: Hani Bozyaka Eğitim Hastanesi ve de göz servisinden bahsatmiştim ya,işten hem iyi hemde kötü olanı anlatacağım:
2003 yılında hastanenein göz servisinde sol gözümden katarakt ameliyatı oldum.O tarihlerde katarakt daha da önem taşıyordu.Başarılı bir ameliyattı.Sizi ameliyat eden doktorları görmüyordunuz. Merakımdan isimlerini sorabilmiş ve de hatırda kalacak şekilde öğrenememiştim.
Yıllar sonra yani 2005 deki katarakt için ameliyata karar verildi.Hastaneye yattım.2003 den sonra tıpta o kadar değişiklikler olmuşki,FAKO cihazı ile 10-15 dakikada ameliyat yapılıyor ve hasta 1-2 günde taburcu ediliyoru.İnsanın her daim ameliyat olası geliyordu.
Adı üstünde Eğitim hastanesi ve eğitim gören onlarca Ass.Dr.lar,servis şefi Mütehassıs Göz Dr.TOPALOĞLUNUN nezaretinde eğitiliyor,günde iki defa vizit’te toplu olarak ameliyat sonrası hastalar üzerinde eğitiçi bilgi alıyorlardı. İşte o günlerde iki önemli hastaya KORNEA nakli yapan ve ameliyat sonrası hastalarını kontrola gelen DR:BORA YÜKSEL’le tanıştım.Sakin,kendinden emin,her soruyu cevaplayan ve güven veren bir hekim.
Dr. Bora Yüksel
Sevgili dostlar; o ana kadar kaçtane göz hastası kişilerle tesadüfen konuştumsa hepsi, BORA YÜKSEL diyor,başka isim söylemiyor.Şahit olduğum konuşmalardan sonra merak içindeydimki, kaldığım koğuşa hastalarını kontrola gelenin Dr.Bora Yüksel olduğunu görünce kendisini merakla,hayretle izledim ve hemen sorular sordum.Tanışmak istiyordum.tanıştım sordum ve sakin cevaplar aldım.En az 3000’in üzerinde fako cihazı dahil jatarakt ameliyatı,onlarca kornea dahil göz ameliyatları yaptığını anlattı.Çok mütevazi ve kendinden emin.Vede gitti.
İşin en önemli yanı şimdi başlıyor:Hastanede ameliyat sıramı beklerken beni ameliyata almalarını,özellikle aceleci tavrımla istedim.Ameliyata alındım.İsimlerini bilemediğim ass.Dr.lar ameliyata başladılar.(Katarakt ameliyatlarını başarılı Ass.Dr.lar yapıyorlarmış)
Tecrübeli olduğum için zamanı takip ediyorum. Ameliyatın bitmesi lazım.Her şey durdu.Etrfta kimse yok.Beklemekteyim.Heyacanım dorukta ve fakat ne olduğunu bilmiyorum ve bekliyorum.Zaman ilerledi,sessizlik bozuldu,bir doktorun diğerlerine sorduğu soru: Hastanın adı ne? Ben cevapladım.Alaettin Pedük.Açıklamaya başladı
Cihaz arızandı.Fako patladı,gözün prçalandı(Kibarca o anlama gelen sözler).Ama merak etme ben halledeceğim.Sorduğum soru:Siz kimsiniz.Ben görebilecekmiyim? Evap,güven verici;Adım Bora yüksel.Merak etme göreceksin,bazı tahribatlar var gerekirse estetik yaparım,gibi konuşmalarla birlikte ameliyat devam ediyor.Bitti.Sordum.1.5 saate yakın gözümle uğraştı.Servise alındım.Dosyamda birçok yazılar ve Dr.Bota yüksel imzalı ameliyat bilgileri.Şikayete konu olabilecek bilgiler mevcut,en önemlisi Fako cihazının ayarından sorumlu kişinin(Bilgi,ve isimler bende saklı)cihazın ayarında hata yaptığı v.s.
Sevgili dostlarım, içim acıyor.Bunları
o tarihte yazdığım not,bilgi ve belgelerden hatırlıyorum.Esasen hiçbirini unutmadımki;
Gözüm yara bere içinde.Kanama devam ediyor,gayri ciddi tedavi ve acele olarak taburcu ve sırada aylık kotrollara gelmem.Sonuç sıfır.Dışarıdan gittiğim doktorlar,gözümün tedavisi mümkün değil,sen gözünü unut tek göze alış gibi moral bozucu ifadeler.
Umutsuzca tekrar kontrol için hastaneye geldiğimde,Kulakları çınlasın.o günlerde ameliyaım öncesi beni hertürlü muayeneye hazırlayan,kontrollarımı yapan müşfik,sevecen,ve beni çok iyi anlayan Ass.Dr.HÜLYA hanıma gittim.(Şu anda Şaşılık üzerine Uzman doktor olmuş.)Baktı ve halime acıdı ve hiç düşünmeden “hadi gel seni BORA BEYE GÖSTEREYİM. BİRDE O GÖRSÜN “ dedi.
İşte can dostlarım,hayatımın dönüm noktası burada başladı.Dr.Bora Yüksel Göz bankasında her pazartesi bir yığın hastaya daha doğrusu hastasına bakıyor.Beni gördü,muayene etti ve hastaları arasına aldı.Kotardı,tedavi etmeye başladı,uzun soluklu arayıştan sonra KORNEA bulundu.Her kez ameliyat için bir şeyler söyledi.Hiç kulak asmadım,önemsemedim.Kalp rahatsızlığım neticesi gerekli tahliller yapıldı,KARDEOLOJİ HEKİMİ’nin onayı alındı:Ameliyata sıra gelince Narkozsuz ameliyat yapalımmı dedi.Olur dedim.Düzgün durabilirmisin dedi.Kabul ettim.Narkozsuz ameliyat yaptı.60 dakikaya yakın sürdü.Tebrik etti.Narkozlu olsaydın bu kadar düzgün durabilirdin,gibi onere sözler söyledi.Ameliyat Cuma günü oldu.Hafta sonu geçti.Paazrtesi kontrolda Bora bey çıldırdı,haykırdı,ve “bu ne nereden çıktı bu ödem” dedi.Gözüm ödem yapmıştı.
Her şey yeni baştan başlamıştı.6 ay ilaç tedavisi,göz görmüyor,İlaçları kasti.Yeniden kornea arayışı,gözümün ameliyat yerlerinin iyileşmesi ve koskoca bir yıldan fazla bekleyiş.
Yavaş yavaş kendimi tek gözle yaşamaya alıştırmaya başladım.Sevgili Dr.Bora hiç ümitsiz olmadı. Birçok kimse başka hastanelerde kornea aramamı salık verdiler.Çünki kornea bulunamaz halde bulunsa bile az veya sağlıksızmış. Sağolsun.Bana moral verdi arıyoruz ancak sana biraz daha genç bir kornea bulmaya çalışıyoruz. Dedi.
Umutlarımın tükenmeye başladığı günler ve aradan geçen iki yılı aşkın bir zaman dilimi.Sıcak bir yaz akşam üstü.Günlerden Perşembe
(16.Haziran.2008)telefonum çaldı.karşımda Sevgili doktorum BORA YÜKSEL. Cep telefonondan kendi arıyor.” Ameliyat olmak istiyormusun.Kornea bulduk hemen gelirsen yarın ameliyat ederim.” Uçtum. Urladan eve hazırlık,bozyakaya,tahliller ve ben ertesi günü yani Cuma öğle vakti ameliyat oluyorum. Tabii yine narkozsuz ve konuşa konuşa.Ameliyat bitti ve ben orada doktorumu görüyorum.Ameliyet nekadar sürdü soruyorum 45 dakika.Servise çıktım.Sevinçli bir hafta sonu hastanede geçti.Pazartesi başarılı bir ameliyat sonrası kontrolu ve iki gün sonra taburcu oldum.ARABA kullanarak evime geldim.
DOSTLARIM. 16.06.2008-eylül.2012 .Devamlı kontrol ve her seferinde yürekten teşekkür ve kalben de sonsuz dualar bu güzel insana.
Geçen yıllar aramızdaki mesafeyi hiç bozmadı. Zaten kendisi izin vermez.Ayni saygı ve her defasında benim kalbimde artan muhabbet ve kucak dolusu dualarım.İnanırmısınız saygımı yitiririm korkusu onu sevdiğimi haykırmamaengel oluyor.KORKUYORUM bir hata yaparım diye.
Şimdi anlatabildimmi Dr.Bora Yükseli uzun uzun anlattığımı.
Sağlığımı,gözlerimle halen bu güzel dünyayı,sizler gibi görebilmeme vesile olan bu güzel insana saygı,sevgi ve hayranlıktan başka ne beslenebirki?
Son sözüm: BU GÜN DOKTORUM BORA YÜKSEL İKİ GÖZÜNÜ BİRDEN AMELİYAT EDECEĞİM VE NARKOZSUZ YAPACAĞIM DESE, İNANIN bir saniye düşünmeden gider ve ameliyat masasına yatarım.
Sana meslek hayatında başarılar ve devamılı başarılar,aile hayatında da saadet ve mutluluklar dilerim.
Alaeddin Pedük ve ailemle birlikte minnet ve şükranlarımızı iletir,huzurunda saygıyla eğiliriz.Ekim/2012.